Ulaş Karasu: “Soma Bitmedi; AKP’nin Yarattığı Kara Düzende Emek, Hâlâ Toprağın Altında Can Veriyor!”

13.05.2026

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Soma katliamının 12. yıl dönümünde yaptığı açıklamada, Türkiye’deki iş cinayetlerinin birer “siyasi tercih” olduğunu vurguladı. 2013-2025 yılları arasında en az 1267 madencinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Karasu; cezasızlık, denetimsizlik ve sendikasızlaştırma politikalarıyla emeğin sistematik olarak değersizleştirildiğini ifade etti. Karasu, “Soma, AKP’nin utanç anıtlarından biridir. Bizler emeğin korunduğu, adil bir Türkiye mücadelesini büyüteceğiz” dedi.

CHP İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın Ulaş Karasu, yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

Soma katliamının üzerinden tam 12 yıl geçti. Aradan geçen 12 yılda işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında bir arpa boy yol alınamadığı gibi; Ermenek’te, Amasra’da, İliç’te, Zonguldak’ta ve ülkenin dört bir yanında yeni Soma’lar yaşanmaya devam etti. Her katliamın ardından aynı cılız açıklamalar yapıldı, “tedbir alacağız” denildi, birkaç göstermelik yargılama ile süreç kapatıldı. Geride ise parçalanmış hayatlar, yarım kalmış aileler ve ömür boyu dinmeyecek acılar kaldı.

“12 YILDA 1267 MADENCİ CAN VERDİ”

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre 2013-2025 yılları arasında en az 1267 madenci hayatını kaybetti. Yaşamını yitiren madencilerin 403’ü sendikalı, 864’ü ise sendikasızdı. Bu tablo, Türkiye’de emeğin nasıl sistematik biçimde örgütsüzleştirildiğini ve korumasız bırakıldığını açıkça göstermektedir.

Bugün Türkiye’de iş cinayetleri münferit olaylar veya fıtrat olarak açıklanamaz. Biz, iş cinayetlerine fıtrat diyenleri, çok iyi bilir ve tanırız. Bu tablo, doğrudan doğruya AKP iktidarının yarattığı çalışma rejiminin sonucudur. Denetimsizlik sistematik hale gelmiş, cezasızlık olağanlaştırılmış, yeraltı ve yerüstü kaynaklarımız yandaş sermayeye peşkeş çekilmiştir. Madenler; kamusal sorumluluğun, bilimsel denetimin ve insan yaşamının merkezde olduğu alanlar olmaktan çıkarılmış; ucuz emek ve yüksek kâr düzeninin sahalarına dönüştürülmüştür. Akademik çalışmaların ve emek örgütlerinin yıllardır ortaya koyduğu gerçek çok açıktır: İş cinayetleri kader değildir. İş cinayetleri; kuralsızlaştırılmış çalışma hayatının, taşeronlaştırmanın, sendikasızlaştırmanın ve siyasi tercihlerle büyütülen sömürü düzeninin sonucudur.

“DİRENEN İŞÇİNİN KARŞISINDA GAZ VE COP VAR”

Daha birkaç hafta önce Bağımsız Maden-İş üyesi Doruk Madencilik işçileri, hakları için Eskişehir’den Ankara’ya yürüdü. Geçtiğimiz yıl Fernas işçileri direndi. Bu yıl ülkenin dört bir yanında maden işçileri hakları, ücretleri ve gelecekleri için direnmeye devam ediyor. Peki karşılarında ne gördüler? Kendi yarattıkları sermayeyi koruyan bir AKP düzeni gördüler. Cop gördüler, gaz gördüler, sıkıyönetim gördüler... Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı; burnunun dibindeki grevlere, direnişlere ve emek sömürüsüne karşı kafasını kuma gömmekten başka hiçbir şey yapmadı.

Ülkemizde 500 günü aşan grevler, 200 günü bulan direnişler yaşanıyor. Bu insanlar keyiflerinden greve çıkmıyor. Hepsinin ortak derdi geçinebilmek, insanca yaşayabilmek ve gelecek kaygısından kurtulabilmek. Çünkü bu ülkede insan onuruna yaraşır çalışma koşulları kalmadı. İşçi sağlığı ve iş güvenliği kağıt üzerinde bırakıldı. Asgari ücret ise ortalama ücretin dahi üzerine çıkarılarak ülke genelinde bir “ucuz emek rejimi” yaratıldı.

“SOMA, AKP’NİN UTANÇ ANITIDIR”

Soma, ülkemizde artık yalnızca bir maden katliamının adı değildir; AKP’nin Türkiye’deki utanç anıtlarından biridir. Ve ne yazık ki Soma’daki yangın hala sürmektedir. Daha kısa süre önce Dilovası’nda 6 kadın, 3 çocuk olmak üzere 7 yurttaşımız yanarak can verdi. Sonuç yine aynı: cezasızlık, denetimsizlik ve sorumluluktan kaçış. Bu düzen emekçiyi korumuyor. Çünkü AKP’nin yarattığı bu kara düzende emeğin, alın terinin ve insan hayatının gerçek bir değeri bulunmuyor.

Sonra çıkıp sempozyumlar düzenliyorlar, paneller yapıyorlar, “işçi sağlığı - iş güvenliği” üzerine nutuklar atıyorlar. Ama dönüp ülkenin gerçeğine bakmıyorlar. Çünkü yaratmak istedikleri Türkiye tam olarak budur: emeğin değersizleştiği, hak arayanın baskılandığı, işçinin güvencesiz bırakıldığı, gençlerin ve çocukların geleceksizleştirildiği bir “yoklar ülkesi”.

“EMEĞİN TÜRKİYE’SİNİ KURACAĞIZ”

Bizler, buna teslim olmayacağız. Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaş almışıyla, işçisiyle kamu emekçisiyle, beyaz yakalısıyla esnaf kurye modeli dayatılmışlarıyla, güvencesiziyle emeklisiyle omuz omuza; emeğin korunduğu, iş cinayetlerinin son bulduğu, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin olduğu, sendikal hakların güvence altına alındığı, insan onuruna yaraşır bir çalışma hayatının kurulduğu adil bir Türkiye mücadelesini büyüteceğiz. Çünkü önümüzde iki yol vardır: AKP’nin yarattığı kara düzen ya da emeğin, adaletin, özgürlüğün ve aydınlık yarınların Türkiye’si. Biz tercihimizin hangi tarafta olduğunu biliyoruz. Hep birlikte Emeğin Türkiye’sini kuracağız...


Benzer Haberler